Vergi Cezaları

Vergi Usul Kanunu hükümleri gereğince kesilen işyeri kapatma cezası, hürriyeti bağlayıcı cezalar ,vergi ziyaı cezası, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları,yurtdışına çıkış yasağı ile 6183 sayılı Kanun'da düzenlenen ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz Usulsüzlük cezalarıdır.


Genel Usulsüzlük Cezası

Vergide, vergilendirmeyle ilgili ödevlerin yerine getirilmesi sırasında dikkate alınması gereken şekle ve usule ilişkin bir takım kurallara uyulmaması sonucunda Vergi kanunlarında yer alan usulsüzlük fiili işlenmiş olur. Bu durumda, söz konusu fiiller usulsüzlük cezası ile cezalandırılır. Usulsüzlük cezasını gerektiren fiiller Vergi Usul Kanunu’nun 352. maddesinde belirtilmiştir. Usulsüzlük cezası kesilecek mükellefler 6 gruba ayrılmış ve bu sınıflandırma “Kanuna Bağlı Cetvel” adıyla kanuna eklenmiştir.

Özel Usulsüzlük Cezası

Vergi Usul Kanunu’nun 353. maddesinde belirtilen bazı hallerde özel usulsüzlük cezası kesilir. Bu hallerden bazıları şöyledir:

7 günlük fatura düzenleme süresi içinde düzenlenmemiş faturalar,

Fatura ve benzeri evrak verilmemesi ve alınmaması ile diğer şekli ve usul hükümlerine uyulmaması,

Üzerindeki eksiklikler dolayısıyla hiç düzenlenmemiş sayılan belgeler,

Serbest meslek makbuzu yerine fatura düzenlenmesi,

Perakande satış fişi, sevk irsaliyesi, taşıma irsaliyesi, yolcu listesi gibi düzenleme zorunluluğu getirilmiş olan belgelerin düzenlenmemesi, bulundurulmaması, aslı ile örneğinin farklı tutarları içermesi gibi durumların tespiti.

Özel usulsüzlük cezası idare ile mükellef arasında sık sık uyuşmazlık konusu olmaktadır. Bu konuda istikrar kazanan yargı kararları uygulamaya yön vermektedir

Vergi Ziyaı Cezası

Mükellef veya sorumlunun, Vergi Usul Kanunu’nun 341. maddesinde yazılı hallerde vergi ziyaına neden olması “vergi ziyaı suçu” olarak nitelendirilir. Vergi ziyaı suçu işleyenlere, vergi kaybına bağlı olarak vergi ziyaı czası kesilmesi yoluna başvurulacaktır.

Vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi nedeniyle, verginin zamanında tahakkuk ettirmemesi veya eksik tahakkuk ettirmesi ile oluşur. Şahsi, medeni haller veya aile durumu hakkında gerçeğe aykırı beyanlar ile diğer şekillerde verginin noksan tahakkuk ettirilmesine veya haksız yere geri verilmesine neden olunması da vergi ziyaı olarak kabul edilir.

Vergi ziyaı cezası, ziyaa uğratılan verginin bir katı oranında uygulanır.
Bununla birlikte kanunda “nitelikli” olarak değerlendirilen fiillerin işlenmesi halinde vergi kaybına neden olunması halinde, hapis cezasının yanında vergi ziyaı cezasının da üç kat olarak kesilmesi öngörülmüştür.

Kanuni süresi geçtikten sonra vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden önce verilmek şartıyla kendiliğinden verilen vergi beyannameleri için kesilecek vergi ziyaı cezası %50 oranında uygulanacaktır.

Ayrıca, Vergi Usul Kanunu’nun 339. maddesinde düzenlenen tekerrür hükmü uyarınca, adına vergi ziyaı cezası kesilen ve cezası kesinleşenler hakkında, cezanın kesinleştiği yılı takip eden yılın başından başlamak üzere 5 yıl içinde kişi veya kurum tekrar vergi ziyaına sebebiyet verir ise, vergi ziyaı cezası %50 arttırılmak suretiyle yani 1,5 kat olarak uygulanır. Aynı şekilde adına usulsüzlük cezası kesilenler ve ceza kesinleşenler adına da cezanın kesinleştiği yılı takip eden yılın başından başlamak üzere 2 yıl içinde tekrar usulsüzlük cezası kesilir ise ceza yüzde yirmi beş oranında arttırılarak uygulanır.

İhtiyati Tahakkuk

İhtiyati Tahakkuk sadece Vergi Usul Kanunu kapsamına giren vergi, resim ve harçlardan bir kısmı için uygulanacağı öngörülen ihtiyatı tahakkuk, mükelleflerin henüz tahakkuk etmemiş borçlarının, tarh, tebliğ ve itiraz yollarından geçmeden ve dolayısıyla normal tahakkuk yollarını izlemeden yapılan tahakkuk işlemini ifade eder. İhtiyati tahakkuk kamu alacağını koruma amacına yönelik bir izlemedir. Kesin bir borç doğurmaz. Ancak, ihtiyati haciz ile birlikte uygulandığı takdirde işlerlik ve etkinlik kazanır. 

Aslında, mükellefin kaçmış olması, kaçma ihtimalinin olması, mallarını kaçırması ve hileli yollara başvurma ihtimalinin olması veyahut kamu alacağının tahsili için hakkında takibe başlanan borçlunun borcun tahsiline engel olabilmek maksadıyla mallarının tamamını ya da bir kısmını elden çıkarması, gizlemesi, muvazaalı olarak başkalarına devretmesi hallerinde uygulanması gereken bir önlemdir. 

Ancak, kanundaki ifade zafiyetinden dolayı, vergi ziyaı uygulanabilecek her durumda uygulanabilecek bir yöntem haline dönüşmüştür. Uygulamada şu an az başvurulan bir yöntemdir.

Hürriyeti Bağlayıcı Cezalar

Vergi Usul Kanunu’nun 359 maddesinde yer verilen hapis cezasını gerektiren nitelikli fiiller aşağıdaki gibidir:

  • Vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen, saklanma veya ibraz zorunluluğu bulunan;
  • Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapılması, sahte isimlere hesap açılması veya işlemlerin matrahı azaltacak şekilde başka kayıt ortamlarına aktarılması,
  • Defter, kayıt ve belgelerin tahrif edilmesi veya gizlenmesi, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlenmesi veya bunların kullanılması,
  • Defter, kayıt ve belgelerin yok edilmesi veya değiştirilmesi, sahte belge düzenlenmesi veya bunların kullanılması,
  • Maliye Bakanlığı ile anlaşma yapılmaksızın belge basılması, sahte belge basılması veya bunların kullanılması.

İhtiyati Haciz

İhtiyati haciz durumu kamu alacağını korumak amacıyla Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun 13. maddesinde düzenlenmiştir:

“İleride tahakkuk edecek olan veya henüz vadesi gelmemiş bulunan ya da vadesi geçtiği halde ödeme emri tebliğ edilmemiş bulunan amme alacağının tahsil güvenliğini sağlamak üzere yapılan hacze, ihtiyati haciz denir.”

İhtiyatı haciz, henüz tahakkuk etmemiş olan borçlarla ilgili olarak ihtiyati tahakkuka bağlı olarak uygulanabilir. Sonucunda herhangi bir kamu alacağının doğabileceği bir vergi incelemesine başlanmış olduğu takdirde, vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca yapılan ilk hesaplara göre belirlenen miktar üzerinden ihtiyati haciz yapılabilir.

Mükellefin kaçtığı, kaçma ihtimalinin olduğu, hileli yollara sapma olasılığı görüldüğü, talep edildiği halde mal beyanında bulunmadığı, inceleme altındaki işlemlerle ilgili mallarını elden çıkarması halinde ihtiyati haciz uygulamasına gidilecektir.

Uygulamada, ihtiyati haciz konusu kamu alacakları teminatsız alacaklar gibi takip edilmektedir. Yani, ödeme vadesi geldiği halde, ödeme yapılmazsa, ödeme emri çıkarılmakta, ödeme emrine rağmen de ödeme yapılmazsa 7 günlük dava açma süresinin dolmasıyla ihtiyati haciz kesin hacze çevrilir.